Lütfen bekleyiniz...

Vergi Usul Mevzuatı ve İçtihatı Paketi

Haftanın Kararı (08.06.2022)

Haber Tarihi: 08.06.2022

metin içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

DANIŞTAY

VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas Numarası: 2022/1

Karar Numarası: 2022/4

Karar Tarihi: 02.03.2022

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ

VERGİNİN TAHSİL TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLETİLECEK TECİL FAİZİYLE BİRLİKTE İADESİ İSTEMİ

VERGİ TUTARI İÇİN İŞLEMİŞ OLAN TECİL FAİZİNİN ÖDENMESİ İSTEMİ

İADEDEN AYRI VE BAĞIMSIZ OLARAK DÜZELTME VE ŞİKÂYET YOLUNA BAŞVURULMASI

ÖZETİ: Aykırılığın giderilmesi istemi, haksız olarak tahsil edilen verginin tahsil tarihinden itibaren işletilecek tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun faiz talebi yönünden reddedilmesi üzerine iade edilen vergi tutarı için işlemiş olan tecil faizinin ödenmesi istemiyle iade talebinden ayrı ve bağımsız olarak Vergi Usul Kanunu uyarınca düzeltme ve şikâyet yoluna başvurulup başvurulamayacağına ilişkindir. Fazladan tahsil edilen verginin iadesi tam olarak yerine getirilmediğinden iade işlemindeki eksikliğin giderilmesi ve işlemiş olan faizin ödenmesi istemiyle, asıl alacağın İadesine ilişkin öngörülen düzeltme zamanaşımı süresi içinde, iadeden ayrı ve bağımsız olarak düzeltme ve şikâyet yoluna başvurulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Kaldı ki aykırılığın giderilmesi istemine konu olaylarda, başvurucular tarafından ikale sözleşmesi uyarınca yapılan ek ödeme üzerinden kesilen gelir vergisinin tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusu faiz talebi yönünden kısmen reddedilmiştir. Bunun üzerine faiz ödenmeksizin başvuruculara iade edilen vergiler için işlemiş olan faizin ödenmesi istemiyle yapılan şikâyet başvuruları iade talebinden ayrı ve bağımsız olarak faiz talep edilmesi olarak değerlendirilemeyecektir.

I - AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNDE BULUNAN: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu

II- İSTEMİN ÖZETİ : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 28/01/2021 tarih ve E:2021/185, K:2021/205 sayılı kararı İle İstanbul Bölge idare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin 23/12/2020 tarih ve E:2020/2838, K:2020/2511 sayılı kararı arasındaki aykırılığın, 2578 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin 4 numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca giderilmesi, istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanın bu yöndeki istemini uygun gören İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 14/12/2021 tarih ve E:2021/100, K:2021/100 sayılı kararıyla istenmiştir.

III- MADDİ OLAY:

i. Aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlar düzeltme ve şikayet başvurularından kaynaklanmakta olup başvurucular bu süreçte aynı vekil tarafından temsil edilmiştir. Başvurucular vekili tarafından, aralarında aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlarda davacı sıfatıyla yer alan iki kişinin de bulunduğu ve aynı işverene bağlı olarak çalışıp iş akdi sona erdirilen altmış iki kişiye ikale sözleşmesi kapsamında yapılan ek ödemeler üzerinden kesilen gelir vergilerinin kesinti tarihinden itibaren işletilecek tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle düzeltme yoluna başvurulmuştur.

ii. Lüleburgaz Vergi Dairesi Müdürlüğünün 11/08/2019 tarih E. 19228 sayılı işlemiyle söz konusu altmış iki kişiye ait ikale sözleşmelerinin dairelerine ibrazı halinde iade talebinin değerlendirmeye alınacağı başvurucular vekiline bildirilmiştir.

iii. Anılan işlemin tebliği üzerine başvurucular vekili tarafından 12/07/2019 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile Gelir idaresi Başkanlığına şikâyet başvurusunda bulunulmuştur.

iv. Gelir İdaresi Başkanlığınca 29/07/2019 tarih ve E.107794 sayılı işlem ile "iş güvencesi tazminatı" ve "sair ödeme” adı altında yapılan ödemeler üzerinden kesilen gelir vergilerinin iadesi İstemi 7182 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen Geçici 89. madde ve bu maddede Öngörülen iade uygulamasına ilişkin açıklamalar içeren 306 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği kapsamında değerlendirilerek gerekli işlemlerin yapılmasını teminen şikâyet dilekçesi Kırklareli Valiliği Defterdarlık Gelir Müdürlüğüne gönderilmesi ve iade işlemlerinin vergi dairesi müdürlüğünden takip edilmesi gerektiği başvurucular vekiline bildirilmiştir.

v. Lüleburgaz Vergi Dairesi Müdürlüğünce 23/10/2019 tarih ve E.35914 sayılı işlemle kesintiye tabi tutulan gelir vergilerinin söz konusu altmış iki kişiye iade edildiği belirtilmiş ancak iadenin anılan Tebliğ'e istinaden yerine getirilmiş olması gerekçesiyle tecil faizi talebi reddedilmiştir.

vi. Başvurucular vekili tarafından 10/12/2019 tarihinde kayıtlara giren dilekçeyle söz konusu altmış iki kişi adına iade edilen gelir vergileri için kesinti tarihinden itibaren işletilecek tecil faizinin ödenmesi İstemiyle Gelir İdaresi Başkanlığına şikâyet başvurusunda bulunulmuştur.

vii. Gelir İdaresi Başkanlığının 02/02/2020 tarih E.15317 sayılı İşlemiyle gelir vergisi iadesinin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 89. madde uyarınca yerine getirildiği ve bu kapsamda faiz ödenmesinin mümkün olmadığı ayrıca faiz talebinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunumun “Vergi Hatalarını Düzeltme ve Reddiyat” başlıklı bölümünde düzenlenen vergilendirme ve hesap hatalarının hiçbirinin kapsamına girmediği gerekçesiyle şikâyet başvurusu reddedilmiştir.

vii. Başvurucular vekili tarafından şikâyet başvurusunun reddine ilişkin 02/02/2020 tarih E.15317 sayılı işlemin davacılar yönünden iptali ile iade edilen gelir vergisi için kesinti tarihînden iade tarihine kadar işletilmiş olan tecil faizinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle davalar açılmıştır.

IV- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI:

A- İstanbul Bölge idare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin E:2021/186 sayılı dosyasına konu yargılama Süreci:

Dava konusu istemin özeti: Davacı tarafından, iade edilen vergi tutarı için tahsil tarihinden itibaren işletilecek tecil faizinin ödenmesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun reddine ilişkin 02/02/2020 tarih ve 15317 sayılı işlemin iptali ile iade edilen gelir vergisi İçin kesinti tarihinden iade tarihine kadar işlemiş olan tecil faizinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.

Edirne Vergi Mahkemesinin 28/09/2020 tarih ve E:2020/272, K:2020/608 sayılı kararı:

Olayda, iş akdi sona eren davacıya yapılan ek ödeme üzerinden kesilen gelir vergisinin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 89. maddesi kapsamında iade edilmiş olması ve yersiz tahsilatın davacıdan kaynaklanmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, iade edilen vergi tutarı üzerinden tahsil tarihinden itibaren işletilecek tecil faizinin ödenmesi istemiyle yapılan şikâyet başvurusunun reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Vergilendirmede yapılan hata neticesinde davacıdan yersiz olarak kesilen gelir vergisinin, kesinti tarihinden itibaren işletilecek tecil faiziyle birlikte iade edilmesi gerekmektedir. Ancak usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan “Taleple Bağlılık” ilkesi uyarınca Mahkeme davacının istemi ile bağlı olup istemi genişletecek biçimde karar veremeyeceğinden davacının talebi doğrultusunda, iade edilen vergi tutarı üzerinden kesinti tarihinden iade tarihine kadar işletilen tecil faizinin dava tarihinden İtibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Mahkeme, bu gerekçeyle dava konusu işlemi davacı yönünden iptal etmiş ve iade edilen gelir vergisi üzerinden kesinti tarihinden iade tarihine kadar işletilen tecil faizinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar vermiştir.

Davalının istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 28/01/2021 tarih ve E:2021/185, K:2021/205 sayılı kararı:

Mükellefler tarafından, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 118 ve devamı maddelerinde yer verilen düzeltme ve şikayet yolunun kullanılabilmesi için vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden kendilerinden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması gerekmektedir.

Olayda, vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden davacıdan haksız yere fazla veya eksik istenen veya tahsil edilen bir tecil faizi tutarı bulunmadığından, davacının tecil faizi talebi hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddelerinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Bu sebeple dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle istinaf istemini kabul ederek, mahkeme kararını kaldırdıktan sonra davanın reddine karar vermiştir.

B- İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin E:2020/2638 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:

Dava konusu istemin özeti: Davacı tarafından, iade edilen vergi tutarı için tahsil tarihinden itibaren işletilecek tecil faizinin ödenmesi istemiyle yapılan şikâyet başvurusunun reddine ilişkin 02/02/2020 tarih ve 15317 sayılı işlemin iptali ile iade edilen gelir vergisi için kesinti tarihinden iade tarihine kadar işlemiş olan tecil faizinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.

Edirne Vergi Mahkemesinin 28/09/2020 tarih ve E:2020/317, K:2020/596 sayılı kararı:

Mahkeme, yukarıda değinilen 28/09/2020 tarih ve E:2020/272, K:2020/608 sayılı kararında yer alan aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle dava konusu işlemi davacı yönünden iptal etmiş ve iade edilen gelir vergisi için kesinti tarihinden iade tarihine kadar işletilen tecil faizinin dava tarihinden İtibaren işletilecek yasal faizi ite birlikte davacıya ödenmesine karar vermiştir.

Davalının istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin 23/12/2020 tarih ve E:2020/2638, K:2020/2511 sayılı kararı:

Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu edilen kararın kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.

V. İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLAR KURULUNUN GÖRÜŞÜ:

Mükellefler tarafından, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 118 ve devamı maddelerinde yer verilen düzeltme-şikâyet yolunun kullanılabilmesi için vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden kendilerinden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması gerekmektedir.

Uyuşmazlık konusu olayda vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden davacılardan haksız yere fazla veya eksik istenen veya tahsil edilen bir faiz tutarı bulunmadığından, davacıların vergiden bağımsız bir şekilde tek başına tecil faizi talebi için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddelerinin uygulanma imkanı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, hataen tahsil edilen vergilerin mahkeme kararı üzerine ya da idarece kendiliğinden iade edilmesi sırasında iade edilen vergiye ilişkin faiz ödemesi yapılmaması hallerinde, söz konusu faizin, vergi iadesinin gerçekleştiği tarihi takip eden yasal süre içinde dava açılmak veya 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca ilgili vergi dairesinin bağlı bulunduğu vergi dairesi başkanlığına, eğer başkanlık yoksa işlemi tesis eden vergi dairesi müdürlüğüne faiz ödenmesi istemiyle yapılacak başvurunun açık veya zımni olarak reddedilmesi üzerine kalan süre içerisinde dava açılmak suretiyle istenilebileceği de açıktır.

Başkanlar Kurulu, bu gerekçeyle aykırılığın İstanbul Bölge idare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 28/01/2021 tarih ve E:2021/185, K:2021/205 sayılı kararı doğrultusunda giderilmesine oyçokluğuyla karar vermiştir.

VI- İLGİLİ HUKUK:

1-İlgili Mevzuat

i. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin, 15/08/2012 tarih ve 28324 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değişik (4) numaralı fıkrası;

"4. Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihînden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120'nci madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edilir."

ii. Vergi Usul Kanunu'na 6322 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen ve 15/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren geçici 29. madde:

“Bu Kanunun 112'inci maddesinin (4) numaralı fıkrası, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin İadesinde uygulanır.”

iii. Vergi Usul Kanunu’nun “Vergilendirme” başlıklı birinci kitabının “Vergi Alacağının Kalkması” başlıklı altıncı kısmının "Vergi Hatalarını Düzeltme ve Reddiyat” başlıklı üçüncü bölümünün ilgili maddeleri:

“Vergi hatası” başlıklı 116. maddesi:

“Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.”

“Hesap hataları" başlıklı 117. maddesi:

"Hesap hataları şunlardır:

1. Matrah hataları: Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.

2. Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.

3. Verginin mükerrer olması: Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır."

“Vergilendirme hataları” başlıklı 118. maddesi:

“Vergilendirme hataları şunlardır

1. Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır;

2. Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmıyan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır;

3. Mevzuda hata: Açık olarak vergi mevzuuna girmiyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi İstenmesi veya alınmasıdır.

4. Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.

“Düzeltme yetkisi ve reddiyat” başlıklı 120. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları:

“Vergi hatalarının düzeltilmesine, ilgili vergi dairesi müdürü karar verir.

Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlıyarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt olur.”

iv. 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7162 sayılı Getir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 89. madde:

“27/3/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminattan, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisi, hizmet erbabının düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca red ve iade edilir.

Bu madde hükümlerinden yararlanmak üzere vazgeçilen davalarla İlgili olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmez.

Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan iade talepleriyle ilgili olarak bu madde hükmü uygulanmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir."

v. 15/03/2019 tarih 30715 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 308 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin 27/3/2018 tarihinden önce ikale sözleşmesi kapsamında ödenen ek tazminatlar üzerinden kesilen gelir vergisinin iadesine ilişkin düzenlemelere yer verilen beşinci bölümünün ilgili maddeleri:

“İade uygulaması ve düzeltme taleplerine İlişkin yapılacak işlemler” başlıklı 12. maddesinin (1) ve (5) numaralı fıkraları:

“(1) 27/3/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, İş güvencesi tazminatları, bonus ödemesi, hizmet ödülü, prim ve ek ödeme gibi çeşitli adlar altında ödenen ek tazminatlar üzerinden kesilen gelir vergisi, hizmet erbabının düzeltme zamanaşımı süresi İçerisinde tarha yetkili vergi daimlerine başvurmaları üzerine red ve iade edilecektir."

“(5) Düzeltme talepleri üzerine red ve İade işlemlerinin yapılabilmesi için bu iade işlemlerine ilişkin dava açılmaması şarttır. Vergi dairesince iade işlemi yapıldıktan sonra her ne sebepte olursa olsun bu iade işleminden dolayı dava açılması halinde, yapılmış olan iade haksız iade kapsamında değerlendirilecek ve iade edilen tutarlar ceza ve faiz uygulanmak suretiyle geri alınacaktır, "

“İade kapsamındaki ödemeler” başlıklı 14 maddesinin (1) numaralı fıkrası:

"(1) Düzenleme kapsamında yapılacak iadeler; 27/3/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi ve ihale sözleşmesi gibi sözleşmeler kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları, bonus ödemesi, hizmet ödülü, ek ödeme gibi çeşitli adlar altında yapılan ve ek tazminat niteliğinde olan ödemelerden kesilen gelir vergisiyle sınırlı bulunmaktadır."

2- İlgili Yargı Kararları

Anayasa Mahkemesi Kararı (Norm Denetimi)

10/02/2011 tarih ve E:2008/58, K:2011/37 sayılı (R.G Tarih-Sayısı: 14/5/2011-27934) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesine 4369 sayılı Kanun'un 2, maddesi ile eklenen (4) numaralı fıkranın iptaline ilişkin kararın ilgili bölümü;

“Vergi devletin vatandaşlardan kamu gücüne dayalı ve karşılıksız tahsil ettiği bedel otsa da idarece yapılmış olan vergi tahsilatının fazla veya yersiz olduğu tespit edildikten sonra bu tahsilât, mükellefler için bir 'alacak’ haline gelmektedir.

Alacak hakkı mülkiyet hakkı kapsamında kişilerin temel haklarındandır. Kişiler yanlış veya yersiz vergi tahsilatı nedeni İle belli bir süre mülkiyetlerinde olması gereken bir meblağdan kullanma, tasarruf etme ve harcama şeklinde yararlanma imkanından mahrum kalmaktadırlar. Bu süre zarfında enflasyon nedeni İle paranın değerinde oluşan aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu mülkiyetin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır”

VII- HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Aykırılığın giderilmesi istemi, haksız olarak tahsil edilen verginin tahsil tarihinden itibaren işletilecek tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun faiz talebi yönünden reddedilmesi üzerine iade edilen vergi tutarı için işlemiş olan tecil faizinin ödenmesi istemiyle iade talebinden ayrı ve bağımsız olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddeleri uyarınca düzeltme ve şikâyet yoluna başvurulup başvurulamayacağına ilişkindir.

Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddelerinde haksız veya fazla tahsil edilen vergilerin iadesine yönelik özel, ayrı ve sınırlı bir başvuru yolu olan düzeltme ve şikâyet yolu düzenlenmiştir. Vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin bu düzenlemeler uyarınca düzeltme ve şikâyet yoluna başvurulması için vergiye mütaallik hesaplar ile vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden mükelleften haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması gerekmektedir.

Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin, 6322 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle yeniden düzenlenen (4) numaralı fıkrasında ise idarece fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihînden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte mükellefe iade edileceği düzenlenmiş bulunmaktadır.

Haksız veya fazla olarak tahsil edildiği tespit edilen vergilerin iadesinde ilgilinin ödediği paradan mahrum kaldığı süre zarfında, enflasyon nedeniyle paranın değerinde meydana gelen aşınma ve mülkiyetin gerçek değerinde oluşan azalma nedeniyle faiz ödenmesi gerektiği açıktır. Aksı halde paranın değerinde meydana gelen aşınma nedeniyle alacağın tahsil tarihindeki gerçek değeri iade edilmiş olmadığından iade işlemi eksik olarak yerine getirilmiş ve ilgililerin mülkiyet hakkı korunmamış olmaktadır.

Bununla birlikte Vergi Usul Kanunu'nun yukarıda yer verilen 112. maddesinin (4) numaralı fıkrasından faizin, haksız veya fazla tahsil edilen vergi kapsamında değerlendirilmesi gereken yasal bir unsur olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda fazladan tahsil edilen verginin iadesi tam olarak yerine getirilmediğinden iade işlemindeki eksikliğin giderilmesi ve işlemiş olan faizin ödenmesi istemiyle, asıl alacağın iadesine ilişkin öngörülen düzeltme zamanaşımı süresi içinde, iadeden ayrı ve bağımsız olarak düzeltme ve şikâyet yoluna başvurulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Kaldı ki aykırılığın giderilmesi istemine konu olaylarda, başvurucular tarafından ikale sözleşmesi uyarınca yapılan ek ödeme üzerinden kesilen gelir vergisinin tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusu faiz talebi yönünden kısmen reddedilmiştir. Bunun üzerine faiz ödenmeksizin başvuruculara iade edilen vergiler için işlemiş olan faizin ödenmesi istemiyle yapılan şikâyet başvuruları iade talebinden ayrı ve bağımsız olarak faiz talep edilmesi olarak değerlendirilemeyecektir.

VIII-SONUÇ:

Açıklanan hukuksal nedenler ve gerekçeyle aykırılığın, haksız olarak tahsil edilen verginin iadesi üzerine iade edilen vergiden bağımsız olarak ve tek başına faiz ödenmesi istemiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddeleri uyarınca düzeltme ve şikâyet yoluna başvurulabileceği yönünde giderilmesine 02/03/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

X - KARŞI OY:

Mükellefler tarafından, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddelerinde yer verilen düzeltme şikayet yolunun kullanılabilmesi için vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden kendilerinden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması gerekmektedir.

Bu durumda, vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden davacılardan haksız yere fazla veya eksik istenen veya tahsil edilen bir faiz tutarı bulunmadığından, vergiden bağımsız bir şekilde tek başına faiz talebi için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddelerinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır.

Ancak aykırılığın giderilmesi istemine konu olan somut olaylarda haksız olarak tahsil edilen verginin iade edilmesinden sonra iade talebinden ayrı ve bağımsız olarak faiz istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvuruları bulunmamaktadır.

Başvurucular tarafından ikale sözleşmesi uyarınca yapılan ek ödeme üzerinden kesilen gelir vergisinin tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusu, faiz talebi yönünden kısmen reddedilmiştir. Bunun üzerine haksız olarak tahsil edildiği tespit edilerek iade edilen vergi için iade tarihine kadar işletilen faizin ödenmesi istemiyle yapılan şikayet başvurusu iade talebinden ayrı ve bağımsız olarak faiz talep edilmesi olarak değerlendirilemeyecektir.

Açıklanan hukuksal nedenler ve gerekçeyle aykırılığın, haksız olarak tahsil edilen verginin iadesi üzerine iade edilen vergiden bağımsız olarak ve tek başına, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddeleri uyarınca düzeltme ve şikayet yoluna başvurulamayacağı, ancak aykırılığın giderilmesi istemine konu edilen olaylarda düzeltme başvurusunda faiz isteminde de bulunulduğu dikkate alındığında tek başına faiz istemiyle düzeltme ve şikayet başvurusunun söz konusu olmadığı yönünde giderilmesi gerektiği oyuyla Kurul kararına katılmıyoruz

www.legalbank.net